Haber

Eski MHP milletvekilinden mutlaka iletilmesi gereken mesaj: Boğucuyuz…

Eski MHP İzmir Milletvekili Oktay Vural, seçim sürecine ilişkin sessizliğini sosyal medyadan yaptığı bir paylaşımla bozdu. Vural, seçim sürecinde siyasilerin kutuplaştırıcı diline değindi.

Paylaşımında, “Seçim… Ya işgalciler, ya biz… Ya şampanya patlatanlar, ya biz… Ya emperyalistler, ya… Ya teröristler, ya… ya düşmanlar… Ya kafirler, ya darbeler, ya da…” Sözlerine “Soluduğumuz hava güvensizlik yüzünden adeta boğulacak kadar kirli” diyerek sözlerine başlayan Vural, sözlerini şöyle sürdürdü:

Vural, paylaşımının devamında, “Öncelikle böyle bir ortamı oluşturan kötülükleri defedip, iyiye ve güzele atfedilenleri sorgulayarak ve akıl yürüterek bir tercihe yönelerek kendimizi yenilememiz mümkün olabilir.”

Vural’ın açıklaması şöyle:

“Oy…

Ya işgalciler ya da biz…

Ya şampanya patlatanlar ya da biz…

Ya emperyalistler ya da…

Ya teröristler ya da…

Ya düşmanlar ya da…

Ya kafirler, ya…

Ya bir darbe ya da…

Ya berbatlar ya da…

Ya kirliler ya da…

Ya diktatörlük ya da…

Öteki’ni Kullanarak Kendini Pazarlamak.

Diğerleri ve biz…

Kurgu ve algı üzerine seçim…

Soluduğumuz hava güvensizlikle o kadar kirli ki neredeyse bizi boğacak.

Tek amaç Öteki’ni yenmek!

Gömmek…

Seçim savaşı, sandık mezar…

‘Bakış açısını daraltan tek yanlı yapısını, kalıcı bir öteki yaratma ve yok etme mantığı üzerine kuranlar, tezlerini savunmak için özgür iradelerini yönetime devredenler; Düşünmeyen, kendi inisiyatif haklarına sahip olmayan insanlara ihtiyacı var.’

Seçim özgür bir seçim mi yoksa zorunlu bir seçim mi?

Demokrasi, çaresizlikten zorla ‘rıza üretmek’ midir?

İki kurt ve bir kuzunun akşam yemeğinde ne yiyeceğine demokrasi mi karar veriyor?

‘Ona bir yol açsın’ fikri söylenir, onlar ona yolun bir hakikate varması gerektiğini söylerler.’ (Mevlana)

Gerçeğe nasıl ulaşırız?

İyi-kötü, güzel-çirkin, nimet-bela, yarar-zarar, umut-korku bir bütünün parçalarıdır. Bu özellikler değişime ve dönüşüme yön verir. Bu kılavuzu kullanmak bilgi, fikir, maliyete dayalı muhakeme, anlayış ve sorumluluk gerektirir.

Bilgi olmadan fikir, fikir olmadan siyaset olur mu?

İlkeden yoksun politik söylemin amacını, amacını ve anlamını yitirmesi ortamı terk etmiyor mu?

Ötekileştirme, kutuplaştırma ve kişiselleştirme ile siyaset nereye kadar?

Bu sürecin yapısallaşması bizi nereye götürüyor?

Önce böyle bir ortamın yarattığı çirkinliği bir kenara atarak, güzellik ve hoşa atfedilenleri akıl yürüterek, sorgulayarak ve hatasız bir tercihe yönelerek kendimizi yenilememiz mümkün olabilir.” (HABER MERKEZİ)

antakya-ajans.com.tr

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu